Öneriler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öneriler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Temmuz 2016 Cuma
Minik Tatlı Paketler
Merhabalarrrr bugün nasıl güzel nasıl özel bir gündür. Bin aydan daha hayırlı daha mübarek birgündür. Hem Cuma hem Kadir gecesi. Rabbim bugün edeceğimiz dualarımızı, yapacağımız ibadetlerimizi, 1 aydır tuttuğumuz oruçlarımızı ve içimizden geçen tüm dileklerimizi kabul etsin, günahlarımızı afeylesin inşaallah.
Malum bir kaç gün sonra herkes bir telaşta bir hazırlık dertlerinde. (Tabi ben hariç :D malum anne başka şehirde olunca bayramda orada geçiyor) Ama ben hazırlık yapmıyorum diye size de fikir vermeyecek değilim tabi ki yani o kadar gaddar olmadım daha :D
Şimdik şöyle oluyor ki ben evime gelenlere ya da kandil bayram gibi özel günlerde komşularıma dağıtmak için elimden geldiğince özel şeyler yapmaya çalışıyorum. (Çok boş vaktin var herhalde diyenleri duyuyorum hayır bilakis çok yoğunum size bile çok zor şartlar altında yazıyorum :D) yani anlatmak istediğim o değil misafirlerimi ve sevdiklerimi mutlu etmeye bayılıyorum ben. Küçük zamanlarda küçük şeyler hazırlayıp onların yüzleri de gülünce çok seviniyorum.
Aylardan ramazan olunca da böyle güzellikler yapmak için fırsat bol oluyor. Apartmanımızda mukabele okuttuk ramazan boyunca ve her gün bir dairede okunsun herkes misafir etsin hocamızı dedik ve Allah'a şükür 2 kez de benim misafir etmem nasip oldu. Aslında bişi dağıtmıyorduk ama içim durmadı ne yapsam ne etsem diye düşünürken eşime "kalk gidiyoruz." dedim tabi ki ve bir koşu markete gittik. Minik çikolata paketlerinden, küçük küçük paketlenmiş haribo cuvallarından :D kuş lokumlarından ve badem şekeri görünümlü çikolatalardan aldık geldik. Oturdum hepsini bir güzel döktüm önüme :) aldım evde hali hazırda bulunan kurabiye paketlerimi de her birinin içine birer çikolata, birer haribo paketi, birer badem çikolata ve birkaç kuş lokumu koyup doldurdum. Sonra paketlerin ağzını kapatmak için çay bardağı altlığı olarak kullanılan kağıtlar ile zımbaladım. Minik minik kurdelalardan fiyonklar yapıp silikon tabancası ile yapıştırdım. Veeee ortaya herkesin beğendiği minik tatlı paketler çıktı :)
28 Şubat 2016 Pazar
Ipana Perfection ile Gülüşünü Göster
Merhaba Kızlar,
Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.
Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.
Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.
Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.
Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B 3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.
Alırken farketmemiştim sonradan ağız suyunu almak için gittiğimde farkettim. İpana markası ürününe fazlasıyla güveniyor olmalı ki memnun kalmamamız halinde paramızın 2 katını iade ediyor. Açıkcası ben çok memnun kaldığım için iade etmeyi düşünmüyorum ancak sadece deneme amaçlı satın almak isteyen arkadaşlar için çok iyi bir uygulama olmuş.
Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.
#ipanaperfection #gülüşünügöster
Sevgiler,
İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.
Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.
Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.
Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.
Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B 3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.
Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
#ipanaperfection #gülüşünügöster
Sevgiler,
İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0
Bir boomads advertorial içeriğidir.
5 Ocak 2016 Salı
Temizlikte Yeni Marka Vissmate
Yeni yılın ilk yazısından hepinize merhabalar :) Ve madem yeni yıla girdik öleyse bugün sizlere yeni keşfettiğim bir üründen bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır evde kullandığım çamaşır sularından ve o ciğerleri yakan kötü kokularından yakınıyordum. Hangi markayı denediysem ne temizliğinden ne de kokusundan memnun kalmadım. Sonra Vissmate ürünleriyle tanıştım ve inanamadım! Öyle güçlü bir etkisi var ki tüm kirleri ve mikropları yok ediyor üstüne üstlükte o geleneksel çamaşır suyu kokularından öte çiçek bahçesi - deniz ferahlığı - çam ormanları - limon gücü gibi değişik seçeneklerde güzel kokulu ürünler yapmışlar.Yani eviniz bir yandan temizlenirken bir yandan da çamaşır suyu değil mis gibi güzel kokularla temizlik kokuyor.
Ben özellikle banyo ve lavaboda birde balkonlarda çamaşır suyunu çok fazla tüketiyorum. Bu yüzden de hep koyu kıvamlı çamaşır suyu tercih ediyorum. İşte Vissmate bu noktada da şahane bir koyu kıvam üretmiş. Ekstra yoğun kıvamı sayesinde mikroplar artık evimde barınamıyor ve gönül rahatlığıyla temizliğimi tamamladığıma inanıyorum.
Hijyen ve temizlik konusunda artık benim tek tercihim Vissmate! Sizlerde kolaylıkla marketlerden temin edip Vissmate ile gönül rahatlığıyla ve güzel kokularıyla evinizin temizliğini ona emanet edebilirsiniz.
24 Aralık 2015 Perşembe
Domol Fırın Temizleyici
Merhabalarrrr 2 gündür kayıplardayım yine galiba beni bu mayıs görünümlü güzel aralık havaları mahvetti :)) tıpkı bahar gibi bir hava var bende ağustos böceği modundayım mutluluktan :) ama tabi ki de Rabbim hayırlara çıkarsın bizdeki bu havaları.
Bir kaç haftadır bahsetmek istediğim fakat unuttuğum bir temizlik ürünü var. Galiba arayıp bir türlü bulamadığım ve en çok temizlemekten yakındığım çözüm kanını yani ürünü buldum! Ne mi? Fırın temizlemek hepimiz için çin işkencesi haline geliyor hem içindeki yağları çıkarmak çok zor hemde temizlemek çok üzün sürüyor. Ne yaptıysam ne denediysem bir türlü hem pratik hemde süper temizleyen bir ürün bulamamıştım.
Geçenlerde Rossmann mağazasında gezerken Domol diye bir markaya rastladım ve fırın içinde bir temizleme ürünü olduğunu gördüm. (Daha öncede ablamdan duymuştum süper temizliyormuş diye) Ve önce bir düşündüm denesem mi diye sonra fiyatını görünce düşünmeye bile değmez al dedim çünkü 6,90 tl gibi komik bir fiyatay dı kendileri. Tabi ki aldım çıktım Sonra fırını temizlemek için elime aldım kullanım kısmında şişeyi çalkalayıp fırının içerisine sıkmamızı ve o halde 1 saat kadar bekletmemiz yazıyordu ve ayrıcada fırını 50 derecede ısıtıp 10 dk çalışır vaziyette 5 dk da kapalı vaziyette ısıtıp temizlememiz yazıyordu tabi ki 1 saat dayanamayacağım için ısıtıp temizleme seçeneğini seçtim ve uyguladım. Süre bittiğinde ben şok ben manşetttt. İnanamadımmmm fırının içerisinde ne kadar yağ varsa hepsi erimiş akmış ve fırının içi resmen ışıldamıştı. Hem bu kadar sürede hemde ovalamadan sadece sprey sıkıp fırını ısıtarak bu hale gelmişti.
Ve dedim ki demek ki temizlik öle pahalı ürünlerle ovalada kovalaya yapılan sıvılar değilmiş temizlik bu sprey şişesinin içerisindeymiş. Ben kullandım ve muhteşem sonuç aldım. Bu ürünü sadece Rossmann mağazalarında bulabiliyormuşsunuz çünkü Domol markası bu mağazanın kendi markasıymış yani en azından benim edindiğim bilgiler bunlar başka yerlerde de denk gelirseniz mutlaka alıp ürünleri kullanın derim. Hadi bakalım ben fikri attım yine denemesi sizden :) ve tabiki musmutlu günler size ben ağustos böceği moduma geri dönüp şu güzel havaların tadını çıkarıp beni benden alıp beni mahvetmesine izin vereyim :) Saygıdeğer Orhan Velinin şiiride bana eşlik etsin :)
1 Aralık 2015 Salı
English Home Havlu İndirimi ve Outlet Reyonları
Merhabalarrr uzun zamandır günlük kullanmak için el yüz havlusu almak istiyordum (yuh daha 2 yıllık evlisin ne havlusu? diyenleri duyar gibiyim :) ama günlük adı üstünde sürekli yıkanan ve kullananlar zamanla deforme oluyor e diğerleride dantelli cicili bicili günlüğe uygun değil) ve hep erteliyordum. Hafta sonu şöyle bir english home girmişken ne görimmmm havlularda indirimde varrr.Hem çok tatliş havlular hemde yok denecek fiyata! yani normalde 15tl olan havlu % 50 indirim sayesinde 7,50tl ye düşmüştü. Benden kaçar mı tabi ki hemen bir beyaz birde mavi renk havlu kaptım :)
Sonra şöyle bir daha göz gezdireyim dedim ne göreyim teyzeler üşüşmüş bir sepetin başına içindekileri evirip çevirip hallaç pamuğu gibi edip bakıp duruyolar :) gittim yanlarına burdaki durum ne dedim :) meğerse o sepet outlet sepetiymiş yani içinde tek kalan, teşhir ürünü ya da ufacık defoları olan ürünlerin bulunduğu sepetmiş yaniii normal fiyatının hemen hemen %75 indirimli haliyle satılan ürünlermiş. Tabi ben yine dururmuyum hemen ordan da 2 adet havlu buldum biri kahve biri beyaz hiç bir defoları yoktu sadece satışa çıktıkları esnada bir iki yerlerinde lekeler olmuş bu yüzden de o sepete geçmişler ve ben normal fiyatı 19 tl olan bu havlulara o sepet sayesinde sadece 4,50 tl ye sahip oldum :) evet evet yanlış duymadınız 4,50 tl ye aldım eve getirdim yıkadım ne leke kaldı ne defo :) mis gibi taş gibi havlu oldular :)
Sadece havlu bulmadım o sepette uzun zamandır almak istediğim runnerıda buldum ve onunda normal fiyatı 19,95tl iken ben yine bu sepet sayesinde 4,50 tl ye sahip oldum ki daha öncede bu outlet reyon sayesinde böyle runnerlar almışlığım var :)
Yani demem o ki mağazaya girince indirimlere şöyleee bir göz atın sonrada raflara ve sepetlere göz atın kıyıda köşede mutlaka bir outlet reyonu ya da sepeti vardır "amannnnnnn defolu ürünü ne edeyim?" demek yerine şöyle bir karıştırın ve yok denecek fiyata o çok istediğiniz ürünlere sahip olun ayrıca dediğim gibi ürünler defolu oldukları için değil tek kaldıkları yada herhangi bir lekeleri olduğu için o reyona düşüyorlar. Her zaman dediğim gibi evimizi güzelleştirmek ve değiştirmek sadece ve sadece bizim elimizde ve bazen gerçekten de bu kadar da ucuza ;) haydi bugünlükte kalın sağlıcakla ben gideyimde havlularımla azıcık aşk yaşıyım :))))
22 Ekim 2015 Perşembe
Cundaaaaa ! :)
Ahhhh ahhhhh bedenim evimde (kandırada) ruhummm Cunda daaa :) tatil tatil dedim tüm sene boyunca gittim, gezdim, gördüm, fotoğrafladım (sizler için) ve dinlendim geldim. Eh evdeki işleride yoluna koyduğuma göre artık size uzunnn uzun bir tatil yazısı yazıp bol bol fotoğraf paylaşma zamanıdır.
Efendimmmmmm biz tatil konusunda illada deniz olsun illada suya girelim bütün tatil suda geçsin diyenlerden değiliz. Zaten yaşadığımız şehirde deniz olduğu için ve biz pek denize girmeyi sevmeyen bir çift olmadığımız için tatilimizide huzurlu kafa dinleme kaçış noktası olan yerlerden yana kullanıyoruz. Bunun başını da tabiki Cunda çekiyor. Balayımızıda Cunda dan yana kullanmıştık zaten hep hayalimdi orda balayı yapmak ve bunu gerçekleştirdim yetmedi birde 2. yılımızda 2. balayı olarak yine aynı yer ve otele giderek hasret giderdik :)
Cunda nın güzelliklerini, atmosferini, havasını ve halkını anlatmakla bitmez. Yani en azından bizim için öyle çünkü insanı öyle bir büyülüyor ki hayat boyu orda yaşamak istiyor insan. Bir defa halkı çok cana yakın, çok yardım sever ve en önemlisi çoookk güler yüzlüler.Hepsi çok ince düşünceli çok sohbet sever ve çok tatlılar. Sanki onlarla sohbet ederken yıllardır orda yaşıyomuş onlarla komşuymuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
Sizi ayvalıktan çıkarken aşağıdaki iki yanı deniz ve yürüyüş yolu olan bu güzel yol karşılıyor. bu yolun solunda ilk köy denilen köye girmiş oluyorsunuz :)
İlk köyde çok güzel orda pek gezme fırsatımız olmadı ama çok güzel evleri var ilk köyden çıkarken sizi Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü karşılıyor. Evet evet yanlış duymadınız ilk boğaz köprüsü Ayvalıktan Cundaya ulaştığınız o minik ve şirin köprü.
Biraz ilerledikten sonra tepede sizi Taş değirmen selamlıyor. Önceden sadece değirmen olan bu taş bina şuanda Rahmi Koç'un sayesinde bir kütüphane ve cafeye dönüşmüş. (İleride ayrıntılı anlatıcam)
Yolda birazcık daha ilerledikten sonra Beyaz değirmen size "Hoşgeldiniz" gülümsemesi atıyor.
21 Ekim 2015 Çarşamba
Salatalık Turşusu
Tatil bitti tatilden kalma çamaşır, ütü, temizlikte bitmişse kocada işe kışlanmışsa :))) normal hayata dönebiliriz :)
Yaz geldi geliyo derken bitti bitiyor bile kış hazırlıkları da son sürrat devam ediyor. Biz çok fazla turşu sever bir çift değiliz ama salatalık turşusunu sever ve yeriz hatta çoğu salataya da kullanırım o yüzden de bol bol olması gerekiyor evde :) Aslında turşuyu bayramda anneme kurdurmaktı niyetim ama bulamadım tezgahlarda salatalığı. Eve dönüncede iş başa düştü mecbur ama ben turşu suyu hazırlamaktan korktuğum için annemin önerisi üzerine hazır turşu suyu aldım ve öle kurdum turşumu ve hem pratik oldu hemde riske mahal kalmadı.Yani benim gibi ilk defa turşu kurucak olanlar için ideal bişi bu. İşte benim babaannemin deyimiyle "püsür" işi turşum :))))))))
Malzemeler
- 4 kg turşuluk salatalık
- 1 kg havuç
- 1,5 kg hazır turşu suyu
- 5 kglık turşu kavanozu
- 4-5 baş sarımsak
Hazırlanışı
Salatalıkları güzelce tek tek yıkadım ilk olarak. Çünkü malum tarladan direk pazara geldikleri için çamur olabiliyor. Havuçlarıda yıkayıp istediğim büyüklükte bölüp kaynar suda 5-8 dk kadar haşlayıp çıkardım. Sarımsakların kabuklarını soyup dişlerini ayırdım ve yıkadım. Bir bakır ya da leğenin içerisine bir ölçü kabıyla 10 kg su doldurdum ve hazır turşu suyunu da içine ekleyip tuz eriyene kadar karıştırdım. Kavanozuma havuçları salatalıkları ve sarımsakları (sarımsakları ezmedim bütün olarak attım içine) doldurdum
ve hazırladığım turşu suyunu kavanoz dolana kadar doldurdum. Ağzını güzelce kapayıp 15 gün beklettim ve 15 gün sonunda turşum hazır. Yalnız turşuyu direk güneş görmeyen bir yerde tutmanızda fayda var.Ve bir dip not hazırladığını su fazla geliyor başka bir turşuda hazırlayabilirsiniz kalan suyla.
7 Ekim 2015 Çarşamba
Lekesavar Kapaklı Ariel Sıvı Deterjan
Ben çamaşır deterjanı konusunda biraz otoriterim yani bu konuda tek deterjana güvenir ve onuda hem renklilere hemde beyazlarıma gönül rahatlığıyla kullanırım(dım). Taa kiii everydayme den Arielin lekesavar kapaklı sıvı deterjanı gelene kadar.
Hani "Ezber bozar" derler ya tamda öyle oldu benim için. Çünkü gerçekten muhteşem bir şeymiş bu lekesavar kapak. Toz deterjan gücünde leke çıkartıyor, çamaşırlara sıvı deterjan gibi hassas davranıyor, üstüne üstlük birde hem toz hemde sıvı tek kutunun içinde. Ve bütün bunlar bir arada olduğu yetmezmiş gibi birde kapağıdaki lekesavar kısmı inatçı kirleri tek seferde yok ediyor.
Yani anlayacağınız benim bütün ezberlerimi bozup çamaşır deterjanı konusundaki otoriterliğimi yok etti ve yeni ürünlere şans vermemi sağladı çokta güzel oldu.İşte bu yazıda benim #everdayme deneme paketi yorumlarımdır.
Dilerseniz size birde everydayme sitesinden bahsedeyim. Everydayme , 175 yıldır tüm dünyadaki insanlara hergün yardım etmeyi ilke edinmiş Procter & Gabmle tarafından hazırlanan online bir platformdur. Hergün güvenle kullanabileceğiniz markalar ile tutkuyla çalışan ekibiyle tam 80 ülkede hizmet veriyor. ( https://www.everydayme.com.tr/ )
Sizin yapmanız gereken tek şey everydayme sitesine üye olmak ve üye olduktan sonrada çeşitli markaların gerçekleştirmiş olduğu anketlere katılıp size gelecek olan deneme ürünleri sayesinde yeni markalar ve ürünlerle tanışıp denemek.(Bunlar tamamiyle ücretsiz.) Denedikten sonrada sevdiklerinizle sohbetleriniz esnasında öneride bulunmak.Everydayme bir iş değildir sadece sizi yeni markalarla tanıştıran bir platformdur. Yani everydayme ile para kazanmak söz konusu değildir.
3 Ekim 2015 Cumartesi
Turbun Faydaları
Ahhhhhhhh yorgun savaşçı geri döndü. Bütün evin tozuna kirine "senmisin büyük ben miyim?" diye haykırıp bütün bir hafta kendini (yağmura rağmen) paralayıp her yeri missss gibi köşe bucak temizleyip galip geldi :) (vücut bu sırada bağırıyor "ahhhhhhhh her yanım ağrıyo ahhhhhhhh mahvoldum ahhhhhhh böle galiplik yere batsın") :)))))))))) neyse neyse çok uzatmım bitirdim temizliği normal hayatıma geri döndüm :)
Ve ben bu hafta onca işin arasında pazarda ne buldum bir bilseniz (sanki kaşıkcı elmasını buldum sanır duyan) tabi ki de turp buldum yani turp çıkmışşş bütün yaz çekdiğimiz hasret sona ermiş hemde tammmmmmm ağzımda aft'lar çıkmaya başlamışken. Şimdi diyeceksiniz ki "ne alaka turp ve aft ?" şöyle ki turbun bin bir derde devasını bilenler bilir bu devalardan biride ağızda çıkan aft yaralarına karşı. Yani turp bu ağızda çıkan yaralara karşı ilaç etkisi görüyormuş ve çıkmasını en aza indirip yok edebiliyormuş. (bir yerde okumuştum)
Zaten soframızdan kış aylarında turp eksik olmazdı bunu okuduktan sonra geçen hiç hiç eksik etmedim her salataya turbu da ekledim ve kış boyunca yaralar önce en aza indi ve yaz boyuncada hiç çıkmadı taa ki bu haftaya kadar. Ve bende bu hafta turbu bulmuşken hemen aldım pazardan ve aft'lar çoğalmadan yok oldu bile.
Velhasıl kelam ağzınızdaki aftlara öle ilaç, krem, gargara falan hak getire yine ne varsa doğa da var alın pazardan misss gibi turbunuzu sofranızdan ve salatalarınız dan eksik etmeyin bakın nasıl deva oluyor tüm dertlerinize.
Bugünlük bu kadar yeter ben kaçıyorum dinlenmeye ziraaa vucut bağırıyor "Ahhhhhhhhh yorgunummmmmmmmmm" diye :) mutlu hafta sonları sizlere.
21 Eylül 2015 Pazartesi
Fairy Bulaşık Makinası Kapsülleri
Merhaba bugün size Fairy bulaşık makinası kapsüllerinden bahsetmek istiyorum. Biz kadınların en büyük dertlerinden biridir bulaşıkların zorlu yağ kirleri. Makinaya koymadan önce sıvı deterjanla yıkarız olmadı telleriz olmadı suda bekletiriz en son makinaya koyarız ama yinede çıkmaz o zorlu yağ lekeleri. Bende herkes gibi bir sürü marka denedim ama yok memnun kalmadım ta ki everydayme sitesinin anketine katılıp anket sonucu Fairy bulaşık makinası kapsülleriyle tanışana kadar.
Aslında onuda denerken şüpheliydim ama daha ilk denemede tüm şüphelerim yok oldu çünkü bulaşıklara hiç bir işlem uygulamadan direk makinaya koydum ve en düşük derecede yıkadım ve sonuç o zorlu inatçı yağlı lekelerden eser bile yoktu.
Ve bende artık Fairy bulaşık makinası kapsüllerini kullanıyorum hem mutfakta bulaşıklar için harcadığım vakit yarıya indir hemde bulaşıklar yıkandıktan sonra tıpkı yeni alınmış gibi ışıl ışıl oldu. Ayrıca kapsüllerin cam ve gümüş koruma özelliği olduğunda bulaşıklar çizilip deforme olmadan da yıkanmış oluyor.
Ne diyordu reklamlarında "Hem bulaşıklarınızı, hemde makinenızdeki yağları dize getirir." işte tamda öyle oldu. İşte bu yazıda benim #everdayme deneme paketi yorumlarımdır.
Dilerseniz size birde everydayme sitesinden bahsedeyim. Everydayme , 175 yıldır tüm dünyadaki insanlara hergün yardım etmeyi ilke edinmiş Procter & Gabmle tarafından hazırlanan online bir platformdur. Hergün güvenle kullanabileceğiniz markalar ile tutkuyla çalışan ekibiyle tam 80 ülkede hizmet veriyor. ( https://www.everydayme.com.tr/ )
Sizin yapmanız gereken tek şey everydayme sitesine üye olmak ve üye olduktan sonrada çeşitli markaların gerçekleştirmiş olduğu anketlere katılıp size gelecek olan deneme ürünleri sayesinde yeni markalar ve ürünlerle tanışıp denemek.(Bunlar tamamiyle ücretsiz.) Denedikten sonrada sevdiklerinizle sohbetleriniz esnasında öneride bulunmak.Everydayme bir iş değildir sadece sizi yeni markalarla tanıştıran bir platformdur. Yani everydayme ile para kazanmak söz konusu değildir.
Bugünlük analatacaklarım bu kadar mutlu haftalar diliyorum :)
20 Ağustos 2015 Perşembe
Çok Sorulanlar ( 1 )
Evlendiğimden bu yana (yani 2 yıldır) kaşık takımlarımla ilgili çookkkça soru alıyorum. Efendim işte "saplı kaşıklardan memnun musunuz?" işte "makinada yıkıyo musunuz?" ya da "hangi marka?" gibi sorular. Madem öyle bir yazı yazıp şunu açıklığa kavuşturayım dedim.
Ben büyük kaşık setimi yani misafir için olan 12 kişilik kaşık setimi KARACA dan aldım. Ve gayette memnunum. En sade serisini seçtim sofralarımın şıklığına şıklık katması için ve yıkandığında desen vsleri ile sorun yaşamamak için.
Günlük kullanım için ise 2 tane 6 kişilik set aldım daha doğrusu bir setim BERNARDO dan aldığım kahvaltı takımımın içinden hediye çıktı (plastik saplı) ve öyle olmasına rağmen çok memnunum. Diğer setimi ise o sıralar çok revaçta olan KARACA' nın porselen saplı kaşık takımından yana kullandım. İyi kide öyle yapmışım çok memnunum.Yani korkmayın porselen nasıl olur kullanışlı mı falan diye çekinmeyin gayette kullanışlı ve sofrada da ayrı bir şık duruyorlar.
Ve gelelim son zamanların çok moda olan puantiyeli ve pötikareli kaşıklarına hep almak istiyordum ama iyi bişimi alsam yoksa heryerde bulunabilen fiyatı makul olanlardan mı alsam bilemiyordum sonra geçen gün instagramda gezerken bir hanımın paylaştığı gönderiye den geldim. Şu çok meşhur olan tantitoniden bu puantiyeli kaşıklardan almış ve 2 yıkamada kaşıklar deforme olmuş yani metal kısımları soyulmaya başlamış. Bu gönderiyi gördükten sonra karar verdimki makul fiyatlılardan alıp yıkamam gerektiğinde elimde yıkarım en azından deforme olursada verdiğim paraya acımam diyip pazarda 6 tanesi 10tl ye alıp kullanmaya başladım. Nerden aldığımı sorarsanızda ben Kocaeli Kartepe Ulus pazarından aldım ama şuanda çoğu züccaciyede yada pazarlarda bulabilirsiniz. Boş yere tantitoniye dünya para ödemeyin derim ;)
Ve gelelim diğer sorularaaaaaaaaaa evetttttttttt diğer bütün kaşıklarımı bulaşık makinasında yıkıyorum hemde en yüksek derecede bile hiç bir sorun yaşamadım.
Ve yine evet saplı kaşıklar gayette kullanışlı oluyor hemde sofralara renk katıyor. Ayrıca zaten mal ister en iyisi ister en kötüsü olsun bu sizin kullanışınız ve yıkayışınızla ya yıllarca kullanılır yada daha ilk kullanmada çöpe gider. Yani kullandığınız şey her ne olursa olsun onun kıymetini bilip cebinize vereceği zararı düşünerek kullanırsanız değil kaşık plastik spatula bile olsa hiç bir zarar gelmeden yıllarca kullanırsınız ;)
Bugünlük benden öneriler bu kadar kalın mutlulukla :)
11 Temmuz 2015 Cumartesi
Kış Hazırlıkları ( 2 )
Evvetttt yaz geldi gelecek geliyor derken geldi de geçmeye başladı bile durum böyle olunca da tazecik bahçe sebze ve meyveleri de pazarlarda yada bahçede yerlerini aldı öleyse hanımlar haydi başlasın kış harekatı. Kışında aynı sebze ve meyveleri aynı lezzet ve vitaminde tüketebilmek için şimdiden dolaplara stoklamak lazım. Yani eskilerin deyimiyle sakla samanı gelir zamanı vaktidir hanımlar :) köyde evleri olup ekip biçenler şanslı bahçenin ilk ürünlerini direk dolaba atabiliyorlar. (en büyük örnek annem eh onun sayesinde bizde öyle) ama köyde yaşamayanlar içinse pazardan temin edip dolaba doldurma zamanı.
Şuan pazarlarda tazecik fasulyeler, bezelyeler, biberler, vişneler ve kırmızı erikler bol bol mevcut zamanı geçmeden pazardan raflardan bu sebzeler kalkmadan kaçırmadan alın stoklayın derim.
Diceksiniz ki alması kolayda nasıl dolapta muhafaza edeceğiz (tabi bu yeni evlenmişler yada hiç dolaba sebze meyve koymamışlar için) ;
Efendimmmm pazardan yada bahçeden alıyorsunuz tazecik fasulyeleri bir güzel ayıklayıp kırıp yıkıyorsunuz. Onların suyu bir kenarda süzülürken mis gibi domatesleri alıp kabuklarını soyup doğruyorsunuz. Buzdolabı poşetlerine hazırladığını fasulyeleri pişiriceğiniz miktarlarda bölüp dolduruyorsunuz. Üzerlerine soyulmuş domatesleri de koyup poşetin ağzını kapatıp direk dipfrize atıyorsunuz. Kışında canınız taze fasulye çektiği zaman hemen dolaptan çıkarıp buzunu çözdürüyorsunuz tencereye bir adet soğan doğrayıp kavurup
üzerine salçayı ve yazdan sakladığınız domatesli fasulyeleri ekleyip missss gibi pişirip yiyorsunuzzzz.
Eh fasulyeler dolaba girdiğine göre sıra dolmalık biberlerde. Onlarında sap kızımlarını çıkarıp içindeki tohumlarını ayıklayıp güzelce yıkayıp süzdürüp buzdolabı poşetlerine dolduruyoruz ve doğruuuu dipfrize. Kışında sadece iç harcını hazırlayıp buzlu şekilde içlerini doldurup doğru pişmeye gidiyorlar ve tazecik kabuksuz bir biber dolması yemiş oluyorsunuz.
Şuan tamda zamanıyken pazardan araka bezeleyeleri alıp ayıklıyorsunuz ve yıkayıp süzdürüp dolduruyosunuz buzdolabı poşetlerine ve atıyorsunuz dipfrize. Kışında bezelyeli yemek yapmak istediğinizde o sası kokan konserve bezelyeler yerine tazecik dalından kopmuş bezelyeleri kullanıyorsunuz.
Ben hazır meyve suyu yada gazlı içecekleri içemiyorum hal böyle olunca da evde ev yapımı içecek bulundurmaya dikkat ediyorum. Yazın her türlü meyve mevcut ama kışın sıkıntı oluyor o yüzdende yazın kompostosunu sevdiğim meyveleri stoklayıp kışın çıkarıp pişir tüketiyorum. En çokta vişne kompostosunu severim bu yüzden dolaba elimi atınca ilk vişne gelir :) şuan tamda zamanıyken pazardan alıp saplarını ayıklıyorum yıkayıp süzdürüyorum ve buzdolabı poşetine doldurup dipfrize atıyorum. Kışında çıkarıp kaynatıp mis gibi komposto yapıp yemeklerin yanında yada misafirlerime ikram edebiliyorum.
Malum yeşil eriklerin zamanı geçti bu yüzdende artık raflarda bol bol kırmızı erikler mevcut eh onunda kompostosu pek bi güzel olur yarı ekşi yarı tatlı (eskiden sevmezdim ama bikaç senedir favorim) kışın o tattan mahrum kalmamak için alıyoruz pazardan kırmızı erikleri saplarını ayıklayıp yıkayıp dolduruyoruz poşetlere atıyoruz dipfrize kışında çıkarıp kaynatıp misss gibi tüketiyoruz.
Dip not:erikler dolaptan çıktıktan sonra yumaşayıp suyunu saldığı için meyve olarak tüketmek mümkün olmuyor ama komposto için bu sistem süper buzlu buzlu çıkarıp direk kaynatmaya.
Tabi sadece erik ve vişneden olmuyor komposto siz hangi meyveyi seviyorsanız yıkayıp ister bütün ister dilimleyip poşetlere doldurup atabilirsiniz dolaba. Kızılcıkta çok güzel oluyor ama henüz onun mevsimi gelmedi bir kaç haftaya oda boy gösterir pazarlarda onuda tavsiye ederim ;)
Şuan pazarlarda mis gibi maydanoz ve dereotları da mevcut evde her zaman olmuyor malesef bu iki mis kokulu ot o yüzden ben yazdan en tazelerini toplayıp yıkayıp doğrayıp poşetliyorum ve onları da dolaba atıyorum kışında yemek yaparken hemen elimin altında oluyor ve ne maydanoz nede dereotu aramamış oluyorum.
Ben dolaba sebze meyve koymak için özelli çıt çıtlı buzdolabı poşetlerini kullanıyorum ki istediğim zaman çıkarıp açıp içinden istediğim miktarda alıp kapatıp geri koyabiliyorum. Hem temiz hemde pratik oluyor.
Ve özellikle poşetleri yassı şekilde dolduruyorum ki dolapta daha az yer kaplasın ve daha çok kullanım alanı kalsın diye. Diğer türlü top halinde poşetleri doldurup dolaba koyunca daha az şey alıyor yassı sistemi şiddetle tavsiye ederim.
22 Mayıs 2015 Cuma
Çay Ve Kahve Sunumları
Türk kültüründe kahve ve çay diye bir olay vardır :) ne zaman iki kişi bir araya gelse hemen ya kahve yapılır ya da çay. Veyahut ne zamanki akşam yemeği yenilip dinlenilmeye geçilse hemen bişiler içmek isteriz. Durum böyle olunca da yanında mutlaka bişiler olsun isteriz eh bunları cazip kılmak içinde iştah açıcı olmalı her şey. Hele ki benim gibi bir türlü çay içmeye alışamayan biriyseniz mutlaka içiceğiniz zaman sunumda bir şıklık ararsınız. İşte bu yüzdendir benim kahve ve çay sunumuna olan merakım iştahımı açacak ki ben yiyip içtiğimden zevk alayım.
Misafirlerime de kendimize de hazırladığım çay ve kahvelerde mutlaka değişik sunumlar yapmaya çalışıyorum ki önce göz zevkim şenlensin sonrada damağım :) işte benim bir kaç çay ve kahve sunumum;
13 Mayıs 2015 Çarşamba
Minik Hediyeler
Evettt hep tarif paylaşacak değiliz ya birazda fikir verelim ne dersiniz?
Mesela evinize gelen misafirlerinize minik hediyeler alıp onları cici şekilde süsleyip misafirlerinize sunsanız nasıl mutlu olurlar değil mi? Öyle çok büyük aman aman pahalı hediyeler değil tabiki bu hediye den kastımız. İster mağazalarda görüp beğendiğiniz minik süs eşyası ya da mutfak eşyası olabilir istersenizde elinizden gelen her hangi bir el emeğinizi misafirlerinize sunabilirsiniz.
Mesela ben en son arkadaşlarım geldiğinde her birine ayrı ayrı yerlerden minik hediyeler bulup almıştım (madden küçük manen büyük) ve sonra her birinin hediyesini tüllerle sarıp kurdelayla süslemiştim ve onlar gelmeden de kahvaltı soframda tabaklarının içine yerleştirmiştim. Tabi ki gelipte tabaklarında hediyeleriyle karşılaşınca çok mutlu olmuşlardı.
Eh madem misafirlerimizi ve misafir gittiğimiz evleri mutlu ettik öleyse sıra geldi komşulara :) efendim malumunuz kandil günlerinde konu komşuya bişiler dağıtmak hem sevaptır hemde gelenek göreneklerimizden dir. Babaannem "o gün evinizde mutlaka bişi kokutun" der yani bişiler yapıp komşularınıza dağıtın der annem ve babaannemden böyle gördük biz dolayısıyla da şuan gördüklerimizi uyguluyoruz tabi uygularken de şıklık katıyoruz olaya :) mesela geçen kandilde kandil simitlerimi erkenden pişirdim ve dağıtım esnasına geçmeden simitlerimi evde bulunan kurabiye poşetlerine koydum ve yine evde bulunan çay bardağı için kullanılan kağıtlar ve kurdelalarla zımbalayıp öyle dağıttım ve dağıttığım tüm komşularımın çok hoşuna gitti ;)
Velhasıl kelam demek istediğim odur ki etrafınızdaki insanları mutlu etmek o kadar minik şeylerle oluyorki hem siz mutlu oluyorsunuz hemde sevdikleriniz. Ve siz böyle ne kadar önem gösteriyorsanız o günden sonra sevdiklerinizde size karşı önem göstermeye başlıyor ;)
2 Eylül 2014 Salı
Cundaaaaaaaa !!! Anlatılmaz Yaşanır!!!!
Eee hep tarif hep börek çörek olacak değil ya arada öneriler arada gezilen yerler arada fırsatlarda olacak blogda.
Bugün size balayı otelimizden ve Cunda' dan bahsetmek istiyorum. Benim evelden ezelden hayalimde balayımızı Cunda' da yapmak. "Cunda' da aklına nerden gelir?" diyeceksiniz şimdi hep duyardım televizyonlardan ismini sonra birgün Bir İstanbul Masalı dizisi (zamanında pek meşhurdu pek izlenirdi dizi) Cunda' da final çekimlerini yapmıştı ve tvler hep oradan bahsetmişti bende ki merakta daha çok artmıştı bu yüzdende aht etmiştim "Bigün evlenirsem Cunda' ya balayına gidicem!" diye. Eh gel zaman git zaman eşim hayatıma girdi evlilik konuşur olduk hatta ciddileşip isteme olayımızı tamamladık ve eşimde balayı mevzunu açınca bende anlattım ne istediğimi. O da bende deniz meraklısı değiliz e zaten yaşadığımız şehirde istemediğimiz kadar denize sahil var dolayısıyla da madem balayına gidiyoruz bari bol bol gezip görelim mantığındaydık bende Cunda' yı anlatınca eşim "Tamam" dedi ve görevi bana verip herşeyi organize et oteli bul dedi. Aldım mı başıma belayı bilmem etmem naptım ne ettim internetin altını üstüne getirdim ne yenir nerde kalınır nasıl gidilir herşeyi aradım buldum birde otel buldum Yundantik Cunda Konakları diye ve gerçekten gidip görmeden çok beğendim hakkındaki tüm yorumları okudum bir sürü bir sürü mail attım ve bir sürü cevaplar aldım otelin sahibi Canan Hanımdan. Sonra yinede içime sinmedi oraları bilen bir ablamdan oteli araştırmasını söyledim ve sağolsun beni kırmayıp araştırma yaptırdı ve tamda beklediğim gibi olumlu cevaplar geldi.
Ve zaman geldi çattı 19 Ekim 2013 günü evlendik rüya gerçek oldu kül kedisi peri kızı oldu gelin oldu :) 20 ekim günü yola koyulduk artık Cunda bizi bekliyordu. Çookkk serüvenli birde yol maceramız var ama onuda daha sonra anlatırım :) ve sonunda otelimize vardık (laf aramızda hatta minnacık cundada birde kaybolduk sağolsun Canan hanım telefonla destek verdi de otelin yolunu doğrulttuk). Eh balayı çiftiyiz ya odamız bile süslü püslüydü yani anlayacağınız daha otele adımımızı atar atmaz fethettiler kalbimizi.
Otelin her yanı ince ayrıntılarla dolu o kadar güzel ki ancak Cunda'nın atmosferini bir otelde bu kadar hissedebilirsiniz.
Her yanı çiçeklerle dolu her yanı ince ayrıntılarla bezeli :)
Hele o kahvaltılar yokmu o kahvaltılar hala dilimizde orda peynirin ve zeytinin tadı daha bir ayrı daha bir güzel resmen tadına doyum olmuyor yediklerinizin. Otelimizin 5 çaylarıda ayrı güzeldi onuda söylemeden geçemeyeceğim.
Yani anlayacağınız bunlar anlatılmaz yaşanır. Biz 5 gün kaldık otelimizde ve evimizi aratmadı öyle güzel atmosferi öyle güzel otel sahiplerimiz ve çalışanlarımız vardı ki ailemiz yanımızdaymış gibi hissettik. Ordaykende bol bol teşekkürlerimizi iletmiştik bir kez Canan Hanım ve çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimizi iletiyorum ve en kısa zamanda yine görüşüceğiz onlarla çünkü biz otelimizi ve cundayı çookk özledik.
Gelelim Cunda da nereler gezilir neler yenir nerelere gidilir sorularına efenimmmmm bir defa kesinlikle cundada araç ile gezmeyiniz cundaya varır varmaz arabanızı bir kenara bırakın ve her yana yürüyerek gidin yürüyünki her köşedeki güzellikleri keşfedin. O minicik sokak aralarını o devasa muhteşem kapıları o taş evleri o buram buram tarih kokan cundayı daha iyi görebilin.
Orda her sokak ayrı muhteşem ayrı ayrı ayrıntılarla dolu ve her sokak mutlaka ya sabun, ya zeytin ya da turunç kokuyor o koku insanı alıp öyle bir götürüyor ki sonsuza dek orada yaşamak isteyebiliyorsunuz.
Madem Cunda' ya gittiniz öylese Beyaz Değirmen Ve Taş Değirmene gitmeden sakın dönmeyin!!
Beyaz Değirmende mutlaka fotoğraf çekinin :)
Taş değirmene çıkmışken 15-20 dk mutlaka oturup manzarayı izlerkende türk kahvesi yada çay eşliğinde mozaik pastalarını ve brownilerini yemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Ve cundanın en muhteşem manzarasıda Taş değirmendedir ;)
Yemek için mutlaka sahildeki UNO restoranta uğrayın ve leziz çökertme kebaplarından yiyin deriz ;)
Sahile inince mutlaka sakızlı dondurma yiyin hatta kızarmış dondurmasıda çok meşhurdur mutlaka onuda tadın derim ve oraya kadar gitmişken birde ayvalık tostu yemeden dönmeyin :)
Özellikle bu arkadaşta yiyin kızarmış dondurmanızı ziraa öyle bir ballandıra ballandıra anlatıyorki dondurma sevmeyen insanın bile canı çekiyor :)
Çarşıya çıkınca mutlaka gül ablanın dükkanını bulup sevdiklerinize ve evinize cunda hatıraları alın öyle güzel şeyler mevcut ki insanın başı dönüyor :)
Ve mutlaka HAS ADA ZEYTİNCİLİK' e gidip zeytin yağı, zeytin ve zeytinli sabun alınız sahibi bizzat kendisi ilgileniyor ve öyle tatlı bir amca ki herşeyi ince ince düşünüp öyle paketliyor aldıklarınızı ve aldığınız zeytin ve yağın tadına doyum olmuyorrrr
Ve mutlaka karadeniz pastanesinden sakızlı kurabiye alıp öyle dönün evinize hatta bolca alıp kurabiyeleri buzluğunuza atınız cundayı özledikçe çıkarıp yersiniz kurabiyelerinizi :)
Ve son olarakta mutlaka taş kahveye gidip kahvenizi içiniz. Hatta şık bir akşam yemeği istiyorsanız AYNA restoranta gidip keten örtüler içinde muhteşem bir akşam yemeği yiyiniz.
Velhasıl kelam Cunda anlatılmaz yaşanır ne gezilmeye doyulur ne yaşamaya doyulur her yanını ayrı ayrı gezin tadını çıkarın saydığım yerlere gidip saydıklarımı alıp yiyin ve mutlaka kalacaksanız Canan Hanımın misafiri olun zira en kısa zamanda biz yine öyle yapacağız.
Haaa son bir şey sakın Cunda' ya tatil sezonunda gitmeyin ya mayıs-haziran gibi yada eylül sonu ekim gibi gidin öyle gidinki en sakin en güzel zamanlarını yaşayın ziraa tatil sezonunda giderseniz kalabalıktan cundanın tadına varamassınız.
En son söz! Balayına gideceksiniz mutlaka cundaya gidin orda bir kez daha aşık olup birbirinize çiçeği burnunda evli olarak dönün evinize. Ha diyosanız ki balayı bizden geçti öyleyse mutlaka hayatınızda bir kez gidin cundaya inanın pişman olmazsınız ;)
Cunda biz seni çok özledik yeniden görüşücez sana yemin sana söz ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































